SEZARYEN Mİ VAJİNAL DOĞUM MU?
Dokuz aylık gebe olan 30 yaşındaki hanımefendinin ilk gebeliği, anne ve bebeğin sağlığı yerinde. Perinatal tüm tarama testleri, sağlık belirteçleri normal. Ağrıların başlayıp doğum eylemine girmesi bekleniyor. Gelin görün ki olağan kontrol muayenesine gelen hastamız kendi ifadesi ile “normal doğum” için hazır hissetmediğini, doğum eylemi ve doğum sırasında bebeğinin başına bir aksilik geleceğinden korktuğunu, doğum ağrılarına dayanabileceğinden emin olmadığını ve sezaryen istediğini söylüyor. Epidural anestezi ile doğum eylemi sürecinin rahat geçeceği, bebeğin yaşayabileceği bir olumsuzluğun sezaryen sırasında da olabileceği anlatılsa da hastamız sezaryen isteğinde çok kararlı.
Alternatifler
1.İsteğe gore sezaryen ile doğum planlanacak
ya da
2.Tıbbi bir nedene bağlı sezaryen gerekmedikçe vajinal doğum için ikna çalışmalarına başlanacak.
Şimdi bu iki girişimin artı ve eksilerini sizinle tartışalım.
Karar verirken dikkate almamız gereken 3 önemli faktör var. Biyolojik riskler, bireyin değer yargıları ve bireyin kendi vücudu ile ilgili bir konuda karar verme hakkı.
Sezaryen ile doğum seçeneği
2024 Sağlık Bakanlığı verilerine gore sezaryen hızı %61,5 olarak saptanmış. Neredeyse her 3 doğumdan birisi sezaryen ile sonlanıyor. Vajinal doğum ya da sezaryendeki biyolojik riskler örneğin kanama, gelişebilecek bir enfeksiyon riski her 2 durumda da olası ise de tabii ki sezaryen ile olasılıklar daha yüksek. Doğum ve sonrasında aşırı kanama sıklığı ve kanama miktarı ile birlikte enfeksiyon olasılığı da sezaryende vajinal doğuma kıyasla en az 2 kat daha fazladır.
Kanama ve enfeksiyon riskleri özellikle vajinal doğum sürecinde ortaya çıkan bir sorun nedeniyle (bebeğin kalp atımlarının bozulması, doğum kanalında takılıp aşağıya doğru ilerlememesi vb.) doğum sezaryen kararı verilirse daha da artar.
Öte yandan vajinal doğum sürecinde bebeğin kalp atımlarının bozulması yani sıkıntıya girmesi, tam çıkımda omuzunun takılması ve doğumun uzayıp güçleşmesi olasılığı her vajinal doğum için bir olasılık iken planlı sezaryende bu olumsuz komplikasyonlara neredeyse hiç bir zaman rastlanmaz. Vajinal doğum sonrasında doğum kanalını oluşturan pelvik taban destek dokularının gevşemesi, sarkması, ilerde idrar kaçırması gibi olası olumsuzlukların görülme sıklığı planlı sezaryen ile yarı yarıya azalmaktadır.
Bireyin değer yargıları hasta seçimini şekillendirir. Örneğin ev doğumunda anne ve bebekte ortaya çıkabilecek ve acil girişimi gerektirecek sorunlarda yapılabilecekler çok sınırlıdır. Olası tehlikeleri bilmesine rağmen bazı kadınların ev doğumunu tercih etmeleri, değer yargıları nedeniyledir. Öte yandan diğer bazı anne adayları ise bebeklerinin sağlığını önceleyerek sezaryen sırasında artan diğer olası riskleri bebeklerinin sağlığı için göze almayı yeğlerler.
Çok çocuk yapmayı planlayan bir anne, ilkinden sonra her seferinde yine sezaryen olması gerektiğini bilmeli ve ona gore karar vermelidir. Her ne kadar sezaryen sayısında anne sağlığı açısından bir kısıtlama yoksa da her bir doğumun cerrahi girişim gerektireceği hesaba katılmalıdır.
Tam da bu noktada konuyla doğrudan ilişkili olmasa da bilmenizi isterim ki her bir gebelik ve doğum kadın için sağlığından taviz verdiği bir fedakarlıktır. Bir diğer deyişle anne (ve tabii ki eş) her gebelikte sağlığını ve hayatını tehlikeye atarak çocuk yapmaya karar verdiğinin bilincinde olmalıdır.
Karar vajinal doğum ya da sezaryen, ne yönde olursa olsun, her iki doğum yönteminin de olası avantaj ve dezavantajlarının ayrıntılı şekilde anlatılması ve yazılı şekilde onam alınmasında yarar vardır.
Planlı sezaryen, doğum eylemi başlamadan önce kararlaştırılan bir tarih ve saatte, koşuşturmadan, acele etmeden, tarafların uygun buldukları zamanda randevu ile gerçekleştirilir. Tıbbi bir neden olmadıkça gebeliğin sonlandırıldığı hafta 39’dur. Olası kısa vadeli risklerden bir tanesi bebeğin doğumdan sonra geçici olarak hızlı nefes alıp vermesi (geçici takipne-%2.7) veya solunum sıkıntısı sendromudur (respiratory distress syndrome-%0.9). Uzun dönem risk ise sezaryen ile doğan bebeklerin barsak flora (microbiome) farklılığı kaynaklıdır. Sezaryen ile doğan bebeklerin çocukluklarında astım ve şişmanlık sorununun vajinal doğum ile dünyaya gelenlerden hafif şekilde arttığı iddia edilmiştir.
Annenin iyileşme süreci sezaryen sonrası daha uzun sure alır. Öte yandan vajinal doğumda doğum kanalı çıkışına yapılması olası kesinin iyileşmesi sırasında da anne oturup kalktıkça aşağıda bir ağrı ve rahatsızlık hissedeceği de kesindir. Sezaryenden sonraki gebeliklerin son haftalarında nadir de olsa sezaryen kesi yerinin açılması yani rahim yırtılması anne ve bebek için risk oluşturur. Gebelik süresince plasenta denilen bebeği besleyen eşin anormal yerleşimleri sezaryen ile doğum yapanların sonraki gebeliklerinde hafif şekilde artmıştır. Bu plasenta yerleşimi ile ilgili sorunlar nadir de olsa ileri gebelikler ve doğumlar için risk oluşturabilir.
Kadın Doğum Hekimleri açısından sezaryen ve vajinal doğuma bakış açısı nedir?
Hiç kuşkusuz hekim için önceden planlı sezaryen çok daha tercih edilendir. Doğum eylemi süresince 8-10 saat gebe kadının başında eylemin ilerleyişini ve bebeğin sağlığını izlemek emek isteyen ve stresli bir mesaidir. Doğum olayının kendisi hem anne hem de bebek sağlığı açısından sürprizlere açıktır. Özellikle saatlerce doğum ağrıları çeken bir anne adayının ani bir nedenle o kadar saat emeğin arkasından sezaryen ile doğurtulması gereği 2 taraf için de kabulü zor bir karardır.
SON SÖZ : Doğum hekimliği iki bireyin, iki canın sağlığının sorumluluğunu taşıyan bir meslek olduğu kadar bir sanattır da. Aynı zamanda doğum hekimleri doğum sırasında anne ve bebekte çıkabilecek ve öngörülemeyen ani sıkıntıların yasal hesabını da mahkeme önünde verme riski taşırlar. Bunların tümü hesaba katıldığında etik ve deontolojik değerler gereği hekimler anne ve bebek sağlığı açısından daha iyi olan vajinal doğumu öncelemelidirler. Öte yandan, şimdiye kadar hiç bir doğum hekimi hiç bir davada sezaryen yaptığı için tazminata mahkum edilmemiştir. Oysa vajinal doğum sonrası olumsuzlukların bedelini ödeyen çok hekim olmuştur ve bundan sonra da olacaktır.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
18.02.2026
Ankara
