Cinsiyet ve Hipokrat yemini
Hipokrat’a atfedilen yemindeki gözetilmesi gereken prensiplerden bir tanesi, latince “primum non nocere” ifadesi, hekimlerin hastalarını iyileştirmeye çalışırken en azından onlara zarar vermemeleri gerektiğini vurgular.
Kadın ve erkek arasındaki cinsiyet farkı başlıbaşına bir biyolojik değişkenlik nedenidir. Hastalık tanısında, tedavi için ilaç seçiminde ve doz ayarlamasında farklı prensipler gözetilmelidir. Hayır. Hiç bir fark gözetilmiyor. Neden? Çünkü yapılan çalışmalardaki denekler ya tamamen erkek ya da küçük bir grubu kadın. Hatta yakın zamana kadar kadınlar çalışmalara alınmıyordu bile. Neden? Kadınlar yorulmasın, üzülmesin diye mi? Hayır. Kadınların erkeklerden sadece cüsse olarak daha ufak tefek olmaları dışında biyolojik bir farklılık taşımadığı düşünülüyordu.
Çoğunlukla ve de özellikle feminist hareketin öncüleri, “benim bedenim, bizim bedenimiz” temalı ve başlarından geçen kötü deneyimleri kaleme aldıkları kitaplar yayımlamışlar ve erkek hekimleri cinsiyetçi, ataerkil ve kadına karşı eleştirel olmakla, kadınları bilgilendirmeye yeterince özen göstermemekle suçlamışlardır. İleri sürülen gerekçeler arasında örneğin karın ağrısıyla acil servise başvuran kadınların, aynı yakınma ile başvuran erkek hastalara kıyasla daha az ciddiye alındıkları, daha geç sağlık hizmeti aldıkları, enfarktüse bağlı olabilecek göğüs ağrısı yakınması ile başvuran erkekler kısa sürede bir uzmana ulaşırken, benzer yakınmalı kadınların sıklıkla eve gönderildikleri sayılabilir. Suçlamalar arasında aspirinden antidepresanlara kadar çok sayıda ilacın kadın ve erkekte farklı tepkimelere yol açtıklarının erkek hekimler tarafından dikkate alınmadığı, ağrı ile başvuran erkeklere ağrı kesici, kadınlara ise ağrı için antidepresan verildiği görüşleri de yer almaktadır. İstatistikler, erkeklere kıyasla kadınların yüzde 30 oranında yanlış tanı aldıklarını ve doğru tanı konulsa bile yeterli tedaviyi almadıklarını desteklemektedir.
Sağlık Hizmeti açısından Kadınlar neden dezavantajlıdır?
Kadınlar erkeklerden kabaca 6-7 yıl daha uzun yaşarlar. Bu fark X cinsiyet geninin 2 tane olmasına ve hormonlara bağlanır. Uzun yaşama karşın, fazladan yaşanılan yıllarda kronik hastalıklar, hareket kısıtı, Alzheimer ve psikolojik sorunlar daha fazladır.
Karaciğer ve böbreklerden ilaçların temizlenmesi ve atılması kadın ve erkekte farklıdır. Oysa reçetelenen ilaç dozları kadın ve erkekte aynıdır. Bu nedenledir ki yan etkiler ve aşırı doz ilaç etkileri kadında daha fazladır.
Kadınlarda 700 hastalıkta tanı erkeklerden daha geç konulur. “Olağan adet ağrıları” tanısıyla genç kız ve kadınlarda endometriosis tanısı ortalama 7 yıl, otoimmün hastalık (bağışıklık ile ilgili ve hastaların yüzde 80’I kadın) tanısı ise 10 yıla kadar gecikebilmektedir. Bu arada tiroid hastalıkları, idrar yolu enfeksiyonları, depresyon, kaygı bozuklukları, osteoporoz (kemik erimesi) kadınlarda daha sıktır. Bu arada en sık görülen meme kanserinin bir kadın kanseri olduğu da unutulmamalıdır.
Enfarktüs nedeniyle göğüs ağrısı çeken kadınların yarısında farklı tanılar düşünülmekte, enfarktüs tanısı en son akıla gelmektedir. Bunun nedeni enfarktüs erkek hastalığıdır yanlış inancı ve enfarktüsün erkektekinden farklı olarak kadında tipik göğüs ağrısı yerine çeneye yayılan ağrı, bulantı, nefes darlığı ile kendisini gösterebilmesidir.
Ağrı yakınması başlangıçta etkili şekilde tedavi edilmezse beyinde santralize olur ve kronikleşir. Kadınlarda güçlü ağrı ilaçları yerine anksiete ve depresyon ilaçları öncelik alır. Böylece ağrıyla başetmek güçleşir. Sadece ağrı değil, her türlü yakınma daha az ciddiye alındığı için hastalıklar geç ve kronikleşmiş aşamada yakalanır.
Gebelik ve doğum, özellikle artan kan hacmi nedeniyle tüm organlar için bir ekstra yük oluşturur. Her bir gebelik ve doğum kadın için hayatından ve sağlığından feragat etmek anlamı taşır.
Özetle kadın olmak zor. Uyanık olun. Bilinçli olun. Erken tanı, en az senede bir Kadın Sağlığı muayenesi (meme muayenesi dahil) kendinize verebileceğiniz en büyük hediye ve ödüldür.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
08.06.2026
Ankara
