1980’lerden beri ilk doğum yaşı giderek 23’lerden 30’lara doğru tırmanmaya başladı. Sadece geç yaşta doğum değil, çocuk yapmama, geç yaşta evlenme, hatta hiç evlenmeme gibi kişisel tercihler ön plana çıkar oldu. Değişimin sosyolojik nedenlerini hepimiz biliyoruz; bilinçlenme, eğitim düzeyinin yükselmesi, kariyer hedefleri, artan yaşam maliyetleri, değişen toplumsal normlar, bireysel özgürlük arayışı ve daha pek çoğu…
Gebe kalmak zorlaşır
Yumurtaların sayısı ve kalitesi yaşla parallel olarak azalır. Üreme yetileri 32’den itibaren azalmaya başlar ve 37 yaş bu konuda bir dönemeçtir. Yaş 44 olduğunda kendiliğinden gebe kalma şansı neredeyse mucize olasılığındadır. Tüp bebek tedavileriyle 35 yaş altında bir deneme siklusunda gebelik şansı 37% iken 38-40 yaş arasında 22%, 41-42 yaşlarında 13%, 42 yaş üzerinde sadece 6% kadardır.
Gebeliği devam ettirmek zorlaşır
Yirminci gebelik haftasına kadarki (düşük) ve sonraki kayıplar (ölü doğum) hemen daima yumurtanın yaşlanmasıyla bağlantılı olarak embryodaki kromozomal bozukluklardan köken alır. Tüm gebeliklerin 10-20%sinde düşük riski varken 40-44 yaşlarda bu oran 3 katına çıkar. Önemli bir kısmında gebelik kaybı o kadar erken dönemde olur ki kadının gebe kaldığından bile haberi olmaz. Geç gebelik haftalarında ortaya çıkabilecek hipertansiyon ya da gebelik şeker hastalığı bebeğin anne karnında kaybedilmesine yol açabilir. Hiç bir sorun olmasa bile ileri gebelik haftalarında ani bebek ölümleri olasılığı, bebeği doğurtmak için son güne kadar beklememeyi gerektirebilir.
Gebelik süresinde istenmeyen hastalıklar gelişebilir
Kadın yaşı ilerledikçe kan basıncı yüksekliği ve kalp hastalığı riski artar. Bu nedenledir ki 40 yaş üzerinde preeklampsi-gebelik zehirlenmesi (yüksek tansiyon ve idrarda protein kaybı) ve kan şekerinin yükselmesi-gebelik diyabeti ortaya çıkabilir. Bebeğin eşi 35 yaş üzerinde daha sık olarak (plasenta previa) rahim ağzına kapatabilir ki bu durum kendisini vajinal kanama, erken doğum ve bebek ölümü ile gösterir.
Meme kanseri
İlk doğumlarını geç yapan kadınlarda (40 yaş sonrası) erken doğuranlara (20 yaş öncesi) kıyasla meme kanseri riski hafifce artar. Öte yandan doğum yapmak, hiç doğum yapmayanlara kıyasla meme kanseri olasılığını hafifce azaltır. Daha da ötesi geç doğum yapmanın artırdığı risk, birden fazla doğum yaparak dengelenebilir. Kafanızı karıştırmamak adına bu oranların 1,5 ile 2.2% arasında değiştiğini söylemekle yetinelim. Şöyle ya da böyle, kadınlar için en sık gelişebilecek kanser yerleşim yeri olan memelerin 40 yaştan itibaren mamografi ile taranması hayati önem taşır.
Bebeğinizin bazı anormallikler taşıması riski artabilir
Yumurta yaşlandıkça kromozomal değişiklikler nedeniyle bebeğinizin doğumsal bazı defektler geliştirmesi olasıdır. Down sendromu riski 25 yaşında gebe kalınması halinde 1250’de 1 iken 40 yaşta 100’de 1’e yükselir. Endişelenmenize gerek yok çünkü tıp bilimi yapılacak tarama testleriyle 10 haftalıkken bile Down sendromu riskinizi size söyleyebilecektir.
Baba yaşının 45 ve üzerinde olmasının da bebeklerde düşük doğum ağırlıklı olma, erken doğum, otizm, şizofreni, obsesif kompulsif bozukluk gibi komplikasyonları artırabileceğini biliyoruz. Bu olasılıkların sadece gözlemsel çalışmalarda bulunduğunu, kanıtlı olmadığını da bilmelisiniz.
Sonuç
Modern tıp uygulamalarımız ile bahsettiğimiz riskler ön görülebilir, önlenebilir, en azından olasılıklar önceden size bildirilebilir ve birlikte karar verme mekanizması çalıştırılabilir. Bu günkü modern dünyada ortalama gebe kalma yaşı 35’lerin üzerindedir. Tek başına yaş faktörü gebelik ve doğum kararınızda mutlak sınırlayıcı olmamalıdır.Son olarak iyi haber, geç yaşta doğum yapan kadınlar daha uzun yaşarlar.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
12.06.2026
Ankara
