Benim endometriosis hastalığım var. Halk arasında çikolata kisti de diyorlar.
10 yıldır ağır adet kanamalarım, alt karın ağrım, barsak ve mesane sorunlarım vardı. Önerilen kanama için jinekoloğa, ağrı ve barsak sorunlarım için mide barsak doktoruna, idrar sorunlarım için ise üroloğa gitmem söylendi. Hatta psikolojik destek ve psikiatri konsültasyonu da istendi. Böyle dolaşıp durdum ve kime gittiysem kendi alanıyla ilgili olasılıklar üzerinde durdu ama soruna bütüncül bakan kimseler olmadı. On yılın sonunda cinsel ilişki ağrılı olmaya başladı, cinsellik adeta işkence idi. Seks sonrasında kramplar ve idrar kesemle ilgili rahatsızlıklar günlerce sürüyordu. Tüm bu yaşadıklarımı kadın olmama bağladım, demek ki böyle oluyormuş diye düşündüm. İshal olmadıkça barsaklarımı boşaltamıyor olmamı huzursuz barsak sendromuna (irritabl barsak sendromu) yordular. Kimisi gluteni kes dedi. Ultrason muayenem çok ağrılı idi ve her bakan polikistik over sendromum olduğunu söyledi. Her bir konulan yeni tanı bana olağan gibi geldi. Kimse ultrasonun aslında ağrılı olmaması gerektiğini söylemedi. Sık sık idrara çıkma yakınmamla ilgili olarak kronik idrar yolu enfeksiyonum olduğu söylendi. İdrar kültürleri negatif çıkıyordu ama hekimler her seferinde sonuca bile bakmadan antibiyotik yazıyordu. Her antibiyotik sonrası sanki yeterince yakınmam yokmuş gibi vajinal mantar enfeksiyonu hayatımı daha da çekilmez hale getiriyordu. Ben her yeni tanı ile kadınlığın ne kadar zor olduğuna bir kere daha inandırıldım. En son acile gidişimde genç bir hekim, “interstisiyel sistit” olabileceğimi söylediğinde yeni bir tanı ismiyle bu kadar çok hastalığım olabildiği için kendimle gurur duydum. Her söyleneni sabırla yerine getiren ve kendimle gurur duyduğum ben, aynı gün gittiğim üroloğumun önerisiyle asidik bir besin listesiyle diyete başladım.
Bir kaç ay daha süründükten sonra hayatımda yaşamadığım kadar ağrılı bir karın ağrısıyla acil servise kendimi zor attım. Önceki ağrı ve yakınmalarıma şükrettim. Tesadüfen sosyal mediadaki “endometriosis” kadın klübüne denk düştüm ve anladım ki aynı yakınmalarla doktor doktor gezen bir tek ben değilmişim.
Nihayet referansla gittiğim bir jinekolog beni dinledikten ve muayene ettikten sonra tüm yakınmalarımı açıklayabilecek tek bir hastalığın “endometriosis” olabileceğini söyledi. Her ay adet kanamasıyla dışarı atılan ve rahimin içini döşeyen zarın (endometrium) olmaması gereken yerlerde, karın içinde, yumurtalıklarımda, barsağımda, idrar kesemde, aklınıze gelebilecek her vücut bölgemde yerleşmesi imiş benim hastalığım. Laparoskopi ile kesin tanıyı koyup eğer endometriosis ise cerrahi olarak hastalık odaklarının yok edilmesi önerisi yapıldı. İkinci görüş olarak gittiğim diğer bir jinekolog ise tedaviden tanıya gitmeyi yani ilaçla odakları baskılayıp yakınmalarım geçiyorsa endometriosis tanısı koymayı önerdi. Tedavinin başarısız olması durumunda cerrahi yapılması ön görüldü.
Ben sınama yanılmayı değil once kesin tanı konulmasını seçtim. Doktorum laparoskopide endometriosis tanısının kesinleştiğini, buldukları odakları elektrik akımıyla yakarak tahrip ettiklerini, zaman zaman beni acile götüren çok şiddetli ağrıların yumurtalığımdaki çikolata kistimden karın içine sızma sonucu olduğunu öğrendim. Demek ki benim yıllarca çektiğim yakınmalarım kafamdan uydurduğum bir takım kuruntularım değil, gerçek sorunlarmış. Oluşan yapışıklıklar şikayetlerimin tamamını açıklıyordu. Beni en çok mutlu eden konu, ilk defa söylediklerimin gerçek ve sahi olduğunun anlaşılması ve kabul edilmesi idi. Bunu kanıtlamam bile beni çok rahatlattı.
Demem o ki benzer yakınmaları olan genç kadınların farklı farklı hastalıkları düşündüren tüm bu yakınmalarının aslında tek bir hastalığa yani endometriosise bağlı olabileceği gerçeğini akıllarında tutmaları ve benim gibi 10 sene oradan oraya dolaşmalarının gerekmediğine inanmalarıdır.
Kendinize güvenin. Vücudunuzun dile getirmeye çalıştığı, sizi uyardığı belirtileri ciddiye alın, bunları kafanızdan uydurmadığınızı kanıtlayın. Endometriosis gibi bir hastalığın ilgisiz ve ilişkisiz gibi görünen sayısız belirtinin tek başına nedeni olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Hastalığa yenilmeyin, onu yenebilirsiniz.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu
14.03.2026
Ankara
